| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 43,2247 | 43,3026 | |
| EURO | 50,5434 | 50,6345 | |
| Bugün: | 153 |
| Dün: | 93 |
| Toplam: | 1755 |
UYUŞTURUCU İLE MÜCADELEDE AİLENİN VE ARKADAŞ ÇEVRESİNİN BAĞIMLI BİREY ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Uyuşturucu madde bağımlılığı, bireyin biyolojik, psikolojik ve sosyal bütünlüğünü tehdit eden çok yönlü bir toplumsal sorundur. Bağımlılık döngüsünün oluşumunda ve kırılmasında aile ve arkadaş çevresi gibi yakın sosyal ağların belirleyici rol oynadığı bilinmektedir. Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede yalnızca sağlık hizmetleri değil, bireyin içinde bulunduğu sosyal çevre de etkin bir müdahale alanı olarak değerlendirilmelidir. Aşağıda, aile ve arkadaş çevresinin bağımlı birey üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri ile mücadele sürecindeki rolleri incelenmektedir.
1. Ailenin Bağımlı Birey Üzerindeki Etkisi
Aile, bireyin ilk sosyalleştiği, davranış kalıplarını öğrendiği ve duygusal destek aldığı temel yapıdır. Bu nedenle aile ortamının niteliği, uyuşturucu madde kullanımının hem ortaya çıkışında hem de sürdürülmesinde önemli bir etkiye sahiptir.
Öncelikle, aile içi iletişim bağımlılık üzerinde kritik bir faktördür. Açık, güvene dayalı ve yargılayıcı olmayan bir iletişim düzenine sahip ailelerde gençler riskli davranışlara daha az yönelmektedir. Buna karşılık, aile içi çatışmanın yoğun olduğu, iletişimin zayıf veya otoriter olduğu ailelerde gençlerin madde kullanımına yönelme olasılığı artmaktadır. Aile içi şiddet, ihmal, duygusal soğukluk ve aşırı kontrol gibi olumsuz ebeveyn tutumları, bireyin madde kullanımını bir kaçış ya da baş etme mekanizması olarak görmesine neden olabilir.
Ailenin bağımlılıkla mücadeledeki en önemli işlevi destekleyici rolüdür. Bağımlı birey, çoğu zaman suçluluk duygusu, utanç, çaresizlik ve yalnızlık içinde hareket eder. Ailenin koşulsuz, ancak bağımlılığı teşvik etmeyen bir destek sunması, bireyin tedavi motivasyonunu güçlendirmekte ve iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Bununla birlikte, aşırı koruyucu ya da bireyin bağımlı davranışlarını örtbas eden aile tutumları olumsuz sonuç doğurabilir. Bu tür tutumlar bağımlılığın devam etmesine, bireyin sorumluluk almaktan kaçmasına ve profesyonel yardım arayışının gecikmesine neden olabilir.
Tedaviye yönlendirme ve tedavi sürecine aktif katılım da ailelerin önemli görevleri arasındadır. Ailelerin bağımlılık hakkında doğru bilgiye sahip olması, tedavi sürecinin iniş çıkışlarını anlayabilmesi ve sabırlı davranabilmesi hayati önemdedir. Aile terapileri ve aile danışmanlığı, bu süreçte hem aileyi hem de bağımlı bireyi güçlendirici bir işlev görmektedir.
2. Arkadaş Çevresinin Bağımlılık Üzerindeki Etkisi
Arkadaş çevresi özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik dönemlerinde bireyin davranışlarında güçlü bir belirleyicidir. Bağımlılık davranışının başlangıcında ve sürdürülmesinde akran etkisinin kritik olduğu pek çok araştırma ile ortaya konmuştur.
Özellikle risk eğilimi yüksek gruplara dahil olan gençlerde akran baskısı, madde kullanımına yönelmeyi kolaylaştırır. Birçok birey, kabul görme, grup içinde yer edinme veya dışlanmaktan kaçınma arzusuyla madde kullanımına başvurmaktadır.
Akran grubunda uyuşturucu maddenin normalleşmesi, bireyin madde kullanımıyla ilgili risk algısını düşürür ve davranışı meşru hale getirir.
Öte yandan olumlu arkadaş çevresi de bağımlılıkla mücadelede güçlü bir koruyucu faktördür. Sağlıklı yaşamı destekleyen, riskli davranışlardan uzak duran ve bireyi olumlu yönde motive eden arkadaş grupları bağımlı bireyin kırılganlığını azaltır. Ayrıca bazı arkadaş çevreleri bireyi profesyonel yardım almaya teşvik edebilir, sosyal destek sunabilir ve iyileşme sürecinde yalnız olmadığını hissettirebilir.
Bağımlılıktan iyileşme sürecinde sosyal çevrenin yeniden düzenlenmesi büyük önem taşır. Bireyin eski madde kullanım ağlarından uzaklaşması, yeni ve sağlıklı ilişkiler kurması, tedavi sonrası sürdürülebilirliği artırır. Bu nedenle sosyal beceri eğitimi, iletişim çalışmaları ve destek grupları arkadaş çevresinden kaynaklı riskleri azaltmada etkili yöntemlerdir.
3. Bağımlılık ile Mücadelede Aile ve Arkadaş Çevresinin Ortak Rolü
Uyuşturucu ile mücadelede başarı, bireyin çevresel destek sistemlerinin bütüncül şekilde harekete geçirilmesine bağlıdır. Aile ve arkadaş çevresi, bireyin sosyal sermayesini oluşturan iki temel unsurdur. Bu iki çevrenin dengeli ve işlevsel olması, bireyin iyileşme sürecindeki dayanıklılığını artırır.
Aile ve arkadaşların ortak rolü; bireyin yanında olduklarını hissettirmek, madde kullanımını teşvik eden ortamlardan uzak tutmak, tedavi süreçlerine destek olmak ve gerekirse profesyonel kurumlarla iş birliği yapmaktır. Ayrıca her iki çevrenin bağımlılığı bir irade zayıflığı ya da ahlaki bir sorun olarak değil, bir sağlık problemi olarak görmesi önemlidir. Bu bakış açısı suçlayıcı yaklaşımları azaltır ve bireyin tedaviye uyumunu güçlendirir.
4. Sonuç ve Değerlendirme
Uyuşturucu madde bağımlılığı, yalnızca bireyi değil, ailesini, arkadaş çevresini ve toplumu etkileyen bir sorundur. Aile ve arkadaş çevresi hem bağımlılık riskini artıran hem de tedavi sürecini destekleyen iki önemli sosyal faktör olarak karşımıza çıkar. Sağlıklı iletişim, güçlü sosyal destek, doğru bilgilendirme ve teşvik edici tutumlar bağımlı bireyin iyileşme sürecini olumlu yönde etkilerken; çatışmalı aile ortamı, madde kullanımını normalleştiren arkadaş çevresi ve ilgisizlik gibi unsurlar bağımlılığı derinleştirebilir.
Bu nedenle bağımlılıkla mücadelede ailelerin bilinçlendirilmesi, gençlerin sağlıklı sosyal çevrelere yönlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır. Bütüncül bir yaklaşım benimsendiğinde, bağımlı bireyin iyileşmesi daha sürdürülebilir ve etkili hale gelmektedir.
AHMET İLHAN DURAK